TEKERLEĞİ YENİDEN İCAT EDİYORUZ
(Susam sokağındaki kırpık gibiyiz, tüm dünyamız küfemiz..)
     Yıllar evvel "Susam Sokağı" isimli bir çocuk programı vardı ve o çocuk programında bir küfenin içerisinde yaşamını sürdüren kırpık isimli bir karakter vardı ki o karakterin tüm dünyası küfesi ve zaman zaman kendisini ziyaret eden sokak sakinleri idi. Açıkçası şu an içerisinde bulunduğmuz durum tam da bu; dünyanın teknoloji ve eğitim olarak önde giden milletlerinin yıllar evvel çözüm getirdikleri probleleri sanki ilk defa biz çözüyormuş gibi davranıyoruz.
     Yıllarca bu ülkede meslek liseleri dışlandı, meslek liselerinde okuyan öğrenciler aşağılandılar hakir görüldüler o kadar ki toplumumuzda "Hayırdır, amele mi olacaksın?" sorusunun tek muhatabı sanıyorum bu okula giden arkadaşlarımdır. Meslek lisesine giden öğrenciler "İşe yaramaz, kafası basmaz vb." sıfatlarla toplumda etiketlendiler vs. vs. Peki bugün hangi noktadayız? Çok basit öyle bir kitle yetiştirdik ki çoğu "amele" bile olamaz, elinden hiçbir iş gelmeyen, hiçbir soruna çözüm geliştiremeyen bu kitle tamamen ailesinin sırtından "asalak" gibi geçinir hale geldi. Yeri geldimi vay efendim, "Almanya' da meslek eğitimi çok önemlidir, Finlandiya' da böyle önemlidir. vb" nutuk atmayı çok iyi biliyoruz, ya! arkadaş kim bizi onların uyguladıkları sistemi uygulamaktan alıkoydu? Hiç kimse...
       Şimdilerde çocuklarımızın avrupalı yaşıtları bizim çocuklarımıza eğitim ve teknoloji alanında fark atınca aklımız başımıza geldi; neymiş? "Üreten,  güncel yaşam sorunlarına çözüm getiren bireyler" yetiştirecekmişiz! Günaydın! biz yılardır aynı şeyi söylüyor ve bu uğurda çaba gösteriyoruz. Çıkarın çocukları bahçeye verin ellerine bir metre kendilerinden düzgün bir dörtgen çizmelerini isteyin bakalım hem de bunu 12. sınıf öğrencilerine yaptırın bakalım kaç tanesi çizebilecek? Yıllardır biz meslek liselerinde bu türküyü çalıyoruz "öğrendiklerimizi uygulayalım..." diye ki sesimizi duyan olmadı. Gerçi son zamanlarda çok moda olan eğitimde "Üreten bireyler" sloganı da rüzgar gibi geçer, kaybolur ve herşey eski köhne haline geri döner ve meslek liselerine yine eğitimin "cerahati" gibi davranılmaya devam edilir...
        İnsanları tembeleştirir ve bunu alışkanlığa dönüştürürseniz o yoldan artık geri dönüş olmaz. Üzgünüm bu saatten sonra söylenecek tek bir söz var o da sanırım "Geçti Bor' un pazarı sür eşeği Niğde'ye"....
 
"Beyin var ama zihin yok" rahmetli dedemin benim için çok önemli bir sözüdür. Yeri cennet mekan olsun.